"Caner ölmeden önce 'Doktora gidelim' teklifimi kabul etmedi”
Hiç bir gazete ve TV kanalına konuşmayan en yakın iki tanık, rahmetli Caner Çalışır'ı anlattı... İşte gerçekler...
Röportaj: Bilal Özcan
1 milyon takipçili çok sevilen fenomen Caner Çalışır’ın 31 yaşında ani ölümü geçen hafta sosyal medyayı salladı.
Ortada cevaplandırılması gereken pek çok soru vardı…
Ölümünden hemen sonra, rahmetlinin arkadaşlarını tek tek instagram canlı yayınıma alarak sır perdesini kaldırmayı başardım.
Anlatılan gerçekler çok çarpıcıydı.
Örneğin İsviçre’de yaşayan fenomen Cemile Kaya, Caner Çalışır’ın ailesinin cenaze törenine katılmadığını ve rahmetlinin kimsesizler mezarlığına gömüldüğünü söyledi.
Bir diğer arkadaşı fenomen Hakan Kakız, rahmetlinin vefat ettiğinde 170 kilo olduğunu açıkladı…
Caner’in görüşmediği ileri sürülen ablası telefonla aradı ve “O benim çocuğum gibiydi nasıl görüşmem, 1,5 yıldır menajerliğini yapıyordum” dedi…
Daha başka bir çok şey anlattı, hepsini yayınladım…
Ancak Caner Çalışır’ın çok yakını olan bir kişiye ulaşamamıştım…
Caner onun kollarında ölmüştü.
Son yıllarda Caner’in kardeşi gibi olan, her şeyiyle ilgilenen her derdini her sevincini bilen üst komşusu Selda Uluğ’a not bırakmıştım, dönmüyordu.
“Bilal bey, Selda ile Orhan şu an yan yana, arayabilirsiniz”
Dün rahmetliyi iyi tanıyan bir beyefendi DM’den şöyle yazdı:
“Bilal bey Caner’in üst kat komşusu Selda hanım ile son zamanlarında onun en yakınında olan Orhan Özdeniz şu an yan yanalar ve rahmetlinin 7’inci gecesini planlıyorlar. Lokma dağıtılacak. Selda, Kuran okutacak az kişiyle, gerçek dostlarıyla.
Bilal bey taziyede en samimi gözyaşı Orhan’dan döküldü. Konuştuk kendisiyle. Orhan daha doğru bir isim canlı yayın için. Tüm gerçekleri Orhan’dan öğrenebilirsiniz. Selda ile belki ikisi çıkabilir. Yanında zaten şu an. Arayın onları…”
…….
Kendisinin olurunu almadığım için ismini veremediğim bu beyefendi, Orhan Özdeniz’in cep telefonunu verdi, aradım.
Selda hanım da yanındaydı, ikisiyle de görüştüm. Aslında artık bu konuda canlı yayın yapmayı çok istemediğimi, ancak bilinmeyen bir şeyi açıklayacaksak ve rahmetlinin ruhunu şad edecek bazı bilinmeyenleri açığa çıkaracaksak konuşmakta fayda olduğunu söyledim.
Her ikisi de telefonda, ilgimi çeken konulardan söz ettiler.
“Haydi o zaman siz de arzu ederseniz bu akşam son bir kez konuşalım Caner Çalışır’ı”dedim…
İsteksizlerdi,
“Biz biraz düşünelim ve size dönelim” dediler…
15 dakika sonra Orhan Özdeniz’den şu mesaj geldi:
“Bilal bey tekrardan merhaba,
Biz Selda ile konuştuk inanın böyle bir yayın için hiç hazır değiliz. Sizle konuştuktan sonra da kötü olduk.
Sizin de dediğiniz gibi, onu iyi anımsatacak kısa bir yazılı röportajı sağlayabiliriz.
Ölen birinin ardından daha fazla konuşmak bizimde canımızı yakıyor, o yüzden bu süreçte sessiz kalmayı tercih ettik. Bunun devam etmesini istiyoruz.
Yazılı olarak merak ettikleriniz varsa, isterseniz cevaplayabiliriz.
Ama sizde kabul ederseniz, bu konuşma ile birlikte artık bu meselenin sonlanmasını sizden rica ediyoruz.”
……
Ve soruları yolladım…
Cevaplandırıp geri gönderdiler…
Buyurun hep birlikte okuyalım…
Caner Çalışır'ın son doğum günü, tarih 21 Kasım 2019. Caner 31 yaşına giriyor. Ve üç arkadaş, bu özel ve mutlu günde bir arada: Selda Uluğ (Solda), rahmetli Caner Çalışır (Ortada) ve Orhan Özdeniz (Sağda)...
Son nefesini kollarında verdiği komşusu anlatıyor…
BİLAL ÖZCAN:Selda hanım öncelikle sizi tebrik ederim. Rahmetli Caner Çalışır’a her zaman destek olmuşsunuz. Caner ile nasıl tanıştınız, ne kadar süredir onunla arkadaştınız ve kendisiyle ilgileniyordunuz?
SELDA ULUĞ:Merhabalar Bilal bey, yaklaşık 3 yıl olmuştur rahmetli Caner ile tanışalı. Son 2 yıldır komşuluk ilişkimiz kardeşlik boyutuna taşınmıştı kendisiyle. Her zaman her anında yanında olmaya çalışıyordum.
B.Ö:Son zamanlarında size dert yandığı bir konu var mıydı?
S.U: Son zamanlarda sürekli olarak kafasına takılan bir problem yoktu. Pandemi döneminde hepimizde olduğu gibi onda da bir takım iş ile alakalı kaygılar vardı…
Son Bir Hafta Ölümü Hissetmişti
B.Ö:Onu üzen arkadaşları kimlerdi, neden aralarına soğukluk girdi?
S.U: Arkadaşlar arasında yaşanacak durumlar bunlar, çok fazla bu konu ile alakalı yorum yapmak istemiyorum. Hepimizin arada bir kırgınlıkları olmuştur, zamanla tekrar barışmışızdır. Yaşasaydı Caner, zamanla olanları unutur ve kaldığı yerden devam ederdi. Kin tutan bir yapıya sahip değildi.
B.Ö:Onu alkole iten sebep sizce neydi, tekrar hasta olacağını bile bile neden bunu göze aldı?
S.U: Yoğun tempolu iş ve sosyal yaşamı vardı, geceleri çalışır çok seyahat eder, gündüzleri uyurdu. Dinlenmeye çok vakit bulamazdı, bu durum hem bünyesine hem de psikolojisine zarar vermiş olabilir. O, gittiği yerlerde işi icabı morali bozuk olsa dahi herkesi eğlendiriyor ve işini hakkıyla yapıyor, terler döküyordu. Sonuçta o kalabalık insanların içinden çıkıp evinde tek başına kalıyordu. Herkesin yapabileceği bir iş ya da yaşam tarzı değildi.
B.Ö:120 kilodan 170 kiloya nasıl çıktı? Sizce öleceğini hissediyor muydu?
S.U: Başta şunu belirtmek istiyorum Bilal bey; 170 kilo duyumunun doğru olmadığını belirtmek istiyorum. Caner yemek yemeyi çok seviyordu ve pandemi dönemi de kilo almasına sebep olmuştur. Vefat etmeden son 1 hafta süresince hareketlerinde yavaşlamalar, yoğun halsizlik ve iştahsızlık vardı. Onu defalarca doktora götürmek istememe rağmen bunu bilerek erteledi. Kendisi doktora gitmeyi pek sevmezdi. Fakat ölümünü hissetmek derken bana göre son 1 hafta ölümünü hissetmişti. Çünkü, inanır mısınız yüzü bir bebek gibi masum ve hüzünlüydü.
Evet, Bence de Yaşasaydı Kerimcan’la Barışırlardı
B.Ö:Kerimcan’la küs mü ayrıldılar? 2 aydır konuşmadıklarını duydum. Kerimcan’la neden küstüler? Düşüncem o ki yaşasaydı Kerimcan’la barışırdı, sizce? Aralarını bozan Samet diyorlar, bu doğru mu?
S.U: Bildiğiniz gibi bu yola Kerimcan ile birlikte çıktılar. Güzel anıları vardı, her arkadaşın yaşadığı durumlar yaşanabilir aralarında hangimiz yaşamadık? Evet, yaşasaydı tekrar bir arada olurlardı sizinle aynı düşüncedeyim. Sonuç olarak artık Caner bu dünyada yok. Ateş düştüğü yeri yakar, ailesi de küs olduğu arkadaşları da şu an üzülüyorlardır. Her vicdan sahibi insan bu konuda duyarsız kalamaz ve sonuç olarak yas dönemindeyiz. Mekanı cennet olsun Canerim’in. Buradan çok büyük dersler çıkartmak gerekiyor. Ne olursa olsun, kim olursa olsun kalp kırmamak gerekiyor sonrasında vicdan azabı çekmemek için… Dilerim Allah’tan, hepimize güzel arkadaşlıklar nasip etsin. Aralarını bozan Samet değildi. Samet’le zaten sürekli olarak iletişim halindeydiler.
Ölmeden İki Gün Önce, Babasını Çok Özlediğini Söylemiş
B.Ö:Orhan merhaba, senin de başın sağ olsun. Çok üzgünsün, çok kırgınsın. “İnim inim inleyerek can vereceksin” diyerek bir hikaye paylaştın. Bu hikaye kimlere? Kerimcan’a mı, bir başkasına mı? Kime?
ORHAN ÖZDENİZ:Evet çok üzgünüm. Her geçen gün kötü kalpli insanların dost gözüküp, bir gün bile Caner’in yasını tutamayan ona gerçekten üzülmüş gibi gösterip, timsah gözyaşları akıtan ve niteliksiz insanlaraydı bu sözlerim. Bu konunun Kerimcan’la herhangi bir ilgisi yok, gerçekten onlarında çok üzüldüğünü gözlerimle gördüm.
B.Ö:Tody, Caner’in köpeği şu an kimde? Tody’i, Karmen isimli birisinin aldığı söyleniyor. Doğruysa, o neden aldı? Caner’in yakını mıydı?
O.Ö:Tody ile ilgili olarak onu ablasının sahiplendiğini biliyorum. Kardeşinden onlara bir emanet kaldığını belirtmek istiyorum.
B.Ö:Caner’in vefatından 1 saat önce story attığı, sonra bunun silindiği söyleniyor kim sildi? Daha sonra da ana sayfadaki gönderisindeki yorumlar sınırlandırıldı. Şifresini kim biliyordu?
O.Ö:Caner’in vefatından ortalama 1-2 saat önce evet son attığı story’i kendisi sildi. Story attığında ben İstanbul’a yeni gelmiştim ve Caner ile o story’lerinin ardından konuştuk ve hiçbir zaman yapmadığı şeydi story’i silmek. Bir şeylerin ters gittiğini hissetmiştim aslında. Ona telefonda onu çok özlediğimi söyledim. Çarşamba sabahı onda kalmak için evine gelecektim, çok üzgünüm... Ana sayfadaki gönderilere gelirsek eğer; bir çoğunu sildi ve hepsini yoruma kapattı. Instagram şifresini kendinden başka kimse bilmiyordu. Rahmetli Caner’in yaptığı bu davranışlar beni de çok şaşırttı. İlginç olan şu ki son gönderisi olarak bebeklik fotoğrafı kaldı... Ve ölmeden 2 gün önce, evinde çalışan yardımcısına; babalar gününün tarihini sorup babasını çok özlediğini belirtmişti.
Yattığı yer kimsesizler mezarlığı değildir
B.Ö:Caner’in evindeki eşyalar neden toplandı, kirada mı oturuyordu?
O.Ö:Evet Caner kirada oturuyordu fakat henüz evindeki eşyalar toplanmış durumda değil.
B.Ö:Sizler de Caner’in ‘kimsesizler mezarlığı’na gömüldüğüne inanıyor musunuz?
O.Ö:Olaylar o kadar hızlı gelişti ki burada söz sahibi ailesidir. Onlar da büyük şok yaşadı kolay değil. Defnedildiği yer kimsesizler mezarlığı değildir. Malum, pandemi dönemi dolayısıyla hemen defnedilmesi gerekiyordu bize sunulan yerdi orasıydı. Ailesi ve sevenleri tarafından mezarı en güzel şekilde yapılacaktır. Ayrıca medyadan duyduğumuz sözler bizi gerçekten üzüyor, yattığı yerin çok önemi yok aslında, konuşulan sözler yattığı yerden daha kötü... Diğer ölen ve orada yatan diğer merhumlara da büyük saygısızlık yapılıyor. Kimsesiz değil Caner, milyonlarca seveni, dostları ve ailesi vardı. Sevenlerinin samimi olanların gönüllerinin en güzel yerinde yatıyor Canerim. Onu tanımayan, nasıl bir insan olduğunu bilmeyen, evine bir kere bile gelmiş olmayan insanların kendilerinden emin bir şekilde bu konu ve Caner’in sosyal yaşantısı hakkında konuşmaları midemizi bulandırıyor. Onun için yapılabilecek en güzel şey dua etmek, dedikodusunu yapmak değil!
Ölmeden önce, doktora gidelim teklifimi kabul etmedi
B.Ö:Selda hanım sizin ev neden cenaze evi seçildi? Ailesi dururken taziyeler neden size yapılıyor. Bu doğru mu? Böyle olması sizi yıpratmıyor mu?
S.U: Ben arkadaşıma son görevimi yaptım. Benim evimin taziye evi olarak gösterilmesi beni yormamıştır. Çünkü benim evimi biliyorlardı, ailesinin evini bilmedikleri için burayı adres göstermiş olabilirler; helali hoş olsun beni yıpratmadı.
B.Ö:Hakan Kakız ve Cemile Kaya ile son zamanlarda yakın olmadıkları söylendi doğru mu bu?
S.U: Bu soruya yorum yapamayacağım...
B.Ö:Selda hanım her zaman Caner’in yanında olan evine girip çıkan kimler vardı?
S.U: Pandemi dolasıyla son 3 aydır evine kimse gelmiyordu. Orhan fırsat buldukça gelmeye çalışıyordu.
B.Ö:Son zamanlarda bu kadar kilo alırken hastaneye yatırmayı ona teklif ettiniz mi?
S.U: Hastaneye ve doktora gitmeyi hep ihmal etmiştir. Şahsım, özellikle son bir haftada durumu kötüleşince “gidelim doktora” dediğimde kabul etmiyordu. O akşam gece 01:15’te beni aradığında ona; “Caner çok hastasın, gel şu an doktora gidelim” dedim, fakat o, “sabah gidelim” cevabını vermişti. Telefonu kapattıktan 15 dakika sonra yanındaki arkadaşı beni arayarak Caner’in fenalaştığını söyledi ve beni yukarıya çağırdı. Koşarak çıktım. Hemen ambulansa haber verdik. Sağlık ekipleri geldiğinde Caner’i çoktan kollarımda kaybetmiştik... Allah rahmet eylesin dualarımızı Caner için gönderelim lütfen.
Röportaj: Bilal Özcan