Bilal Özcan yazdı: Fatih Portakal ayrılık işaretini 6 ay önce vermiş
23 yıllık televizyoncu, son 7 yıldır Türkiye'nin en yüksek reyting alan habercisi Fatih Portakal 52 yaşında emekli oldu... Peki ama bugüne nasıl gelindi?
Fatih Portakal bıraktı...
O artık emekli gazeteci...
Emekli anchorman...
Herkes şok oldu...
Ama bu onun tercihi...
.jpeg)
Arkadaşlarına çok yorulduğunu, artık dinlenmek istediğini söylemiş...
Olabilir elbette; gazeteciliğin yoğun temposu yorar insanı...
Hele ki önemli bir kanalın ana haberlerini sunuyorsanız...
O stüdyoda bazen, sadece alnınızın veya ensenizin değil, kuyruk sokumunuzun dahi terlediğini hissedersiniz...
.......
Her gün bir sınavdır milyonların önünde,
Arkanızda ise sorumluluğunu sırtlandığınız koca bir TV kanalı, bir haber merkezi ve yüzlerce çalışan meslektaşınızın sorumluluğu.
Sizler ekran karşısında, ana haber spikerini her gün saat 19.00'da izlemeye başlarsınız,
Ancak o saat 15.00 gibi haber merkezindeki odasına gider ve ekibiyle birlikte çalışmaya başlar,
Onlarca heberi didik didik eder, okur,
Onlarca videoyu hızlı hızlı izler, detayları hakkında arkadaşlarından bilgi alır,
.jpeg)
Fatih Portakal ve eşi Armağan hanım...
Peşpeşe toplantılara girer, notlar tutar,
Gerektiği zaman sağa sola telefon açar, haber kaynaklarına soru sorar,
Bazen bir uzmanı arayarak aklına takılanları danışır...
Saat 18.30 civarında da artık saç, makyaj, kıyafet değiştirme süreci başlar,
Ve anchorman, saat tam 19.00'da karşınızdadır...
Sonra da ekranda tecrübeye, bilgiye ve araştırmaya, yoğun çalışmaya dayanan bir emeğin sunumu başlar.
Bazen alından damlar ter, bazen ensesi ıslanır,
Sırılsıklam olur.
Ama inanın dostlar, sorumluluk sahibi titiz habercilerin sırtından aşağıya ter boşaldığı da çok olur...
Çiftlikte Atölye dersleri de veriliyor
Fatih Portakal, bu sitedeki haberimde yazdığım gibi bundan sonra eşiyle beraber çiftçilik yapacak,
Zaten her fırsatta İstçanbul'dan İzmir'deki çiftliğine koşuyordu.
Eşi çiftliğin işlerini epey geliştirdi,
Hem organik üretim hem de ürettiklerinin pazarlamasını yapıyor.
Ayrıca Seferhisar'daki bu üretim çiftliğini, fikir ve bilgi paylaşım yeri olarak da biçimlendirip tanıtmayı başardılar.
Alanında uzman kişiler atelye ve kurs adı altında, bilgi birikimlerini bir araya gelen guruplara aktarıyorlar.
Aşağıdaki yazıyı, Fatih Portakal geçtiğimiz Mart'ta Tırlak Çiftliği'ne ait blogda yazdı,
Aslında ünlü televizyoncu o yazıda bugünkü istifanın ipuçlarını vermiş gibi...
.jpeg)
Fatih Portakal ve eşi geçen yıl zeytin hasadından sonra bazı çiftlik çalışanlarıyla görülüyor...
Eşi Armağan hanımla kurdukları çiftliklerini öyle büyük bir şevkle anlatıyor ki yazıyı yazarken gözlerinin parladığını dahi hissediyorum.
Okuyun, bakalım bana hak verecek misiniz?
Fatih Portakal: Önce Sağlık
Belli etti ki, “önce sağlık,” demek yaşanmakta olan Korona belasından sonra önceliğimiz olacak. “Ama zaten öyleydi,” diyenlerinizi duyar gibiyim… Gerçekten öyle miydi?
Kimseyi zan altında bırakmak istemediğim için kendimi sorgulamak istiyorum. Ben ve Armağan elliyi aştık. Çocuksuzuz. Çekirdek aile sadece iki kişi. Belki de bu yüzden çalışmaya sadece hakkını vererek yaklaşıyorum.
Ne eksik bırakarak ne fazlasına çıkarak, kafamda, bedenimde ve ruhumda rahatsız edici tortu bırakmamaya gayret ederek çalışıyorum.
Benim önceliğim çekirdek ailemin sağlığı. Yıllar önce iyi ki, sakin bir köşede bir toprak parçası edinmişiz. Gidip tasarrufumuzu gereksiz şeylere sahip olmak için yatırmamışız.
Ne yalan diyeyim aklımı seviyorum. Üreten, bize sağlık bahşeden bu toprağın kıymetini Koronalı günlerde daha çok idrak ediyoruz.
Ve şükrediyoruz…
.jpeg)
Torlak Çiftliği'nde üretilen organik mamüllerden acı biber sosu...
Üretmek önemli. Armağan da üretmeyi seven bir kadın. Kenara çekilip keyif çatmasını bilebilirdi. İhtiyacı yokken üretimi toprağın bereketiyle birleştirdi. İyi ki öyle yapmış, TORLAK adını verdiğimiz bu topraklar şimdi bizim sağlık reçetemiz oldu.
Zeytin bizim zeytin. Döngüsü gözümüzün önünde başlıyor ve tamamlanıyor. Sonra soframıza bereket oluyor. Mucizevi sıvısı yağ da öyle. Kış geliyor bol bol mandalina yiyoruz, o kadar bereketli ki fazlasını dağıtıyoruz.
Kış geldiğinde topraktan sebzeler boy atıyor: soğan, sarımsak, limon, bakla, enginar, turp, brokoli… Yeşillikler ekiyoruz: marul, roka, dereotu, maydanoz, biberiye, taze kekik…
Mevsim, bahar, yaz ve güz olduğunda canım rengarenk sebze ve meyveler dolduruyor soframızı: domates, biber, patlıcan, kabak, kavun, erik, dut, şeftali, ceviz hatta iğde… Çoğu zaman yetiriyoruz.
Reçelimizi, domates püremizi, salçamızı, enginar konservemizi yapıyoruz. Neyi nasıl yetiştirdiğimizi biliyoruz, gönül rahatlığıyla tüketiyoruz.
Tavuklarımız ve horozlarımız var. Yumurtalar da lezzetli, eti de. Biraz fazla haşlamak gerekiyor horozu tek meşguliyet o.
Köpeklerimizi de ürettik. İki ile başladık, şimdi 5 kangalımızla büyük bir aile olduk.

Dediğim gibi biz, bu Koronalı günlerde toprağın varlığını, bereketini, sağlıklı üretkenliğini daha iyi anlıyoruz. Ve ona varlığı için defalarca şükrediyoruz. Biz ona iyi bakarsak o da bize iyi bakıyor, hem de fazlasını vererek. Sağol toprak…
Sağlıklı günlere…
Fatih
22 Mart 2020