Bilal Özcan: 2. çocukları olsa evlilikleri kurtulur muydu?

Acun Ilıcalı ile Şeyma Subaşı'nın boşanmalarının ardından ilişkinin bitme sebebiyle ilgili herkes bir şey söyledi. Oysa doğru bir tanedir ve asla değişmez... İşte bu evliliğin gerçek bitme sebebi...

Acun Ilıcalı ve Şeyma Subaşı'nı kıskanan, sevmeyen ne kadar çok insan varmış... Boşanmayla ilgili ne kadar insafsızca ve vicdansızca dedikodu ürettiler. Acun Ilıcalı ne kadar olgun ve anlayışlı bir insan; boşanmadan hemen sonra adliye binasındandan çıkarken mikrofonlara sadece, "Biz popüler kişiler olduğumuz için çeşitli dedikodilar çıkartılıyor ama aslı yok.

Her evlilikte olabileceği gibi anlaşamadık, yürütemedik, boşandık" dedi. İstese, "O saçma dedikoduları çıkartanları ve yayanları, eski eşime ve bana ihtira atanları mahkemeye vereceğim." de diyebilirdi, demedi. Bildiğim, tanıdığım pek çok ünlü isim, benzer iddialarla karşılaşsa öyle derdi... Hem kameraların karşısından sosyal medya canavarlarına gözdağı verir, hem de instagram hesaplarından paylaşım yapıp "Artık sizlerle avukatım ilgilenecek" türü açıklama yaparlardı...

Anlaşılan o ki Acun Ilıcalı bu kriz sürecini sakin kalarak atlatmak istiyor... Doğrusunu yapıyor. 

Youtube kanalım @BilalOzcanCom'da ve Uçankuş TV'de her akşam yayınlanan programımda evliliğin bitiş sebebini anlattım. Bu evlilik 'Dişikuş yuvayı yapamadığı' için bitti... 

Şeyma Subaş'nın alacağı 125 bin lira nafakanın maddi olarak belki değeri büyük, ancak manevi olarak kaybettikleri ve kaybedecekleri onu çok ama çok olumsuz etkileyecektir.

Boşanacağı günün sabahında mutluluk story'si paylaşması, adliye koridorlarında sağa sola gülümsemesi, boşanma sonrası, cafe'sinden yine gülerek fotoğraf paylaşması hayatın doğasına ters... Bu davranışlar hiç doğru değil, onun bir psikolojik travma yaşayacak olmasından endişe ederim.

Boşanmanın sebebi, Şeyma Subaşı'nın "Dediğim dedik bir insan" olmasıdır. 

"Dediğim dedik, çaldığım düdük"

Aklına her koyduğunu yapan bir insan...

Zaten bir röportajında da anlatmıştı, "Hep kafamın dikine giderdim. Annem ve babam, 'Şeyma bunu yapma' dediklerinde yapmak istiyorsam yapardım. Ben kafasına eseni yapanım. Ve ne hissediyorsam takur tukur söylerim."

Kafanı her eseni yaparsan, evliliğin yürümez. Çünkü evlilik, birbirine karşı anlayışlı olmak, eşinin sözüne, fikrine değer vermektir. "Hep benim söylediğim olacak, ben her istediğimi yaparım" düşüncesiyle evlilik yürümez.

Değerli okurlarım şimdi size bir soru soracağım:

Eğer şeyma hanım ikinci bir çocuğa hamile kalsaydı, evlilikleri devam eder miydi?

Siz düşünürken, ben cevabımı vereyim:

Yine yürümezdi!

Bu kadar net düşünüyorum...

O çocuğun hatırına, evliliğin süresi belki bir-iki yıl daha uzayabilirdi ama kesinlikle yine sonlanırdı...

 

YORUM YAP
YORUMLAR