MHP LİDERİ BAHÇELİ, BAŞBAKAN’A YÜKLENDİ!
MHP GENEL BAŞKANI DEVLET BAHÇELİ BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN ÖNÜNDEKİ YOLLARIN İKİYE DÜŞTÜĞÜNÜ, YA RÜŞVET VE YOLSUZLUK SORUŞTURMASININ ÖNÜNÜ AÇACAĞINI YA DA KENDİ SONUNU HAZIRLAYACAĞINI SÖYLEDİ.
MHP Genel başkanı Devlet Bahçeli Başbakan Erdoğan'ın önündeki yolların ikiye düştüğünü, ya rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasının önünü açacağını ya da kendi sonunu hazırlayacağını söyleyerek, "Ya Tunus'un devrik lideri Zeynel Abidin Bin Ali gibi ülkeden kaçacak, ya da Yüce Divan'da yaptıklarının hesabını verecektir" dedi.
Kültürpark 3 Nolu Hol'de düzenlenen toplantıda İzmir
Büyükşehir Belediyesi ve 25 ilçenin belediye başkan aday tanıtım toplantısına
katılan Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "kendisini yanlış
yönlendirenleri, kitleleri maniple etmek amacıyla uyguladıkları algı
yönetiminin mimarlarını ve çok bilmiş akıl hocalarını, vakit geç olmadan baştan
ayağa gözden geçirmesi gerektiğini" ifade etti.
Bahçeli, Gezi Parkı'nda Başbakan'ın kendisine tavsiye
edilen redde dayalı siyaset stratejisinin bu kez tutmayacağını belirterek,
"Toplumu sakinleştirmeli, herkese güven vermeli, yapay topluluklarla gece
yarısı mitingler düzenleyip öfke ve nefret pompalamamalıdır. Başbakan aklı
varsa biraz susmalı, geriye çekilmelidir. Her önüne gelen yerde konuşmamalı,
tehlikenin farkına varmalı, Türkiye'nin meşru zeminlerden kayıp gittiğini idrak
etmelidir" diye konuştu.
"Söz, eylem ve icraatlarıyla milli ahlaka, milli
ruha, milli kimliğe ve milli varlığa açıktan ihanet ettiğini" ileri
sürdüğü Başbakan Erdoğan'ın, hukuka, hukukçulara ve yürüyen yargısal süreçlere
meydan okuyup, yönlendirmeye çalışarak "Anayasa suçu" işlediğini
iddia eden Bahçeli, şunları söyledi:
"Başbakan Erdoğan, demokrasiyi devre dışı bırakmak
üzeredir. Toplumsal kamplaşmaları tırmandırmaktadır. Havaalanlarında siyasi
tarafgirlikten başka gözü bir şey görmeyen, gerçekte ise hakkını yediği,
hukukunu çiğnediği kalabalıkların huzurunda şov yapmaktadır. Ve Türkiye, Recep
Tayyip Erdoğan kriziyle boğuşmaktadır.
Görevini yapan savcılara 'yüz karası' diyen Başbakan, gücü
yetiyorsa, vicdanı varsa, yolsuzluğun başında değilse, yüzü zift gibi kararmış
yanındaki hırsızlara, milletin parasıyla zenginleştirdiği asalaklara
bakmalıdır. HSYK'yı eleştiren, Danıştay'ın Adli Kolluk Yönetmeliğiyle ilgili
verdiği iptal kararını yerden yere vuran bu zihniyet bize açıkça cevap
vermelidir. 12 Eylül 2010 referandumunda 'HSYK'yı birilerinin arka bahçesi
olmaktan çıkarıp, milletin ön bahçesi yaptık', 'Hukuktaki kast sistemini
bitirdik' diyen kimdir? 'Mahkemelerdeki ideolojik tercihleri sonlandırdık
diyen, yargıyı siyasi tasalluttan kurtardık' sözleriyle avaz avaz bağıran zeka
özürlüsü kimdir? Soruyorum, yetmez ama evetçiler nerededir? Geçmişte, biz 'Özel
hayata müdahil olmayın' dedikçe, Başbakan 'Ne özeli, genel genel' diyerek bas
bas bağırıyor, itibar suikastçilerinin eline koz veriyordu. Biz 'Hukuk
siyasileşiyor' dedikçe, 'Mahkemeleri kimsenin emrine vermeyeceğiz, hukukun
üstünlüğünü sağlayacağız' diyerek ahkam kesiyordu."
Başbakan Erdoğan'ın, bir zamanlar gurur duyduğu hukuktan
şimdi şikayet ettiğini öne süren Bahçeli, "Çünkü hedefte, bizzat
yolsuzluğa ve kirliliğe bulaşan kendisi ve çevresi vardır. Bunun için hedef
saptırmak için yeni Türkiye'nin ve milletin saldırıya uğradığını ısrarla ifade
etmektedir" dedi.
Bahçeli, "Başbakan'ın yeni Türkiye ucubesi, kaostur,
palavradır, bölünmedir, kavgadır, teröristlerin affı ve siyasete
taşınmasıdır" şeklindeki görüşünü dile getirerek, sözlerine şöyle devam
etti:
"Yeni Türkiye, yolsuzluktur, kanunsuzluktur, anti
demokratik uygulamaların meşruluk kazanmasıdır, hırsızın polisi görevden alma
ahlaksızlığı, mahkemelerin karartılması ve mağduriyettir; hukukun keyfileşmesi,
çetelerin güçlenmesi, kuvvetler ayrımının yok edilmesidir, Türklüğün yok
sayılması, Andımız'ın kaldırılması, TC'nin silinmesi, milletin adına kast
edilmesidir, rüşvetçilerin, kara paracıların, yabancı devletlerin hesabına
çalışan ne idüğü belirsizlerin hayırsever olarak sunulmasıdır, para sayma
makinelerinin yatak odalarına, milyon dolarların kutucuklara koyulmasıdır,
hanedan çocuklarının vakıflara saklanarak devleti soyup soğana çevirmesi, imar
mafyası haline gelmesidir, inkar, yalan, iftira, teslimiyet ve tavizdir,
hızlanarak çalan tren soyguncularının övülmesi, hazine yağmacılarının baş tacı
yapılmasıdır, iblise verilmiş açık çek, emperyalizme çıkarılan açık davetiye,
Kürdistan'a verilen vizedir, İmralı canisinin, peşmerge başının, polis ve
Mehmetçik katillerinin göklere çıkarıldığı, PKK'nın siyasi statü elde ettiği
hıyanet ve hezimet tablosudur."
"Başbakan'ın önündeki yolların ikiye düştüğünü, ya
rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasının önünü açacağını ya da kendi sonunu
hazırlayacağını" öne süren Bahçeli, "Ya Tunus'un devrik lideri Zeynel
Abidin Bin Ali gibi ülkeden kaçacak, ya da Yüce Divan'da yaptıklarının hesabını
verecektir" dedi.
Bahçeli, kimsenin yargıya baskı yapmaması gerektiğini
kaydederek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Adli kolluğun mahkeme kararlarını uygulaması ve bu
çerçevede savcı tarafından verilmiş emirlerin yerine getirilmesi gecikmeksizin
temin edilmelidir. Hukuk devletinde yürütme yargıya talimat veremez,
veremeyecektir. Konumu, sıfatı ve mevkii ne olursa olsun, hiç kimsenin suç
işleme özgürlüğü, özelliği, ayrıcalığı, yoktur ve olamayacaktır. Türk askerine
güç gösterisi yapanlar, sıra kendilerine gelince çifte standartta tevessül
etmemelidir. Hukukun egemen olduğu bir ülkede yolsuzlukların üstünü örtmeyi
kimse aklından geçirmemelidir. Milli irade yolsuzluğun bahanesi, aklayıcısı
olamayacaktır. Demokrasi kişisel çıkar ilişkilerinin kılıfı görülemeyecektir.
Devlet gücünü arkasına alanlar yasanın suç saydığı, ahlakın reddettiği,
vicdanın kabullenmediği hiçbir ilişkiye mazeret bulamayacaklardır. Yargısal
denetimden kimse muaf değildir. Konusu suç teşkil eden emir ve talimatlar asla
yerine getirilemeyecektir. Aksi durumda görevi ne olursa olsun, ilgililer
sorumluluktan kurtulamayacaktır. Yargı da objektif olmalı, adalete uygun, hiç
kimsenin ve hiçbir grubun menfaatini gözetmemelidir. Türkiye bugünkü devlet,
hükümet, yargı ve siyaset krizinden acilen çıkmalı ve kurtarılmalıdır.
Demokrasi işlemeli, iktidar demokratik vasıtalarla değişmeli ve AKP
gitmelidir."
MHP'nin İzmir adayları
Konuşmanın ardından MHP'nin İzmir Büyükşehir ve 25
ilçesinin belediye başkan adayları, katılımcılara tanıtıldı. Tanıtımın ardından
Devlet Bahçeli ve adaylar, gazetecilere poz verdi.
Buna göre, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı, Murat
Taşer oldu. İlçeler ve adaylığı açıklanan kişiler ise şunlar:
"Serkan Acar (Aliağa), Mümtaz Almışlar (Bayındır),
Mehmet Toptaş
(Bayraklı), Özkan Karadiken (Bergama), Alaeddin Topçu
(Beydağ), Erol Bahtiyar
(Bornova), Levent Çizmeli (Buca), Mehmet Yalçın Bırazeroğlu
(Çiğli), Halis Devecioğlu (Dikili), Serdar Mersin (Foça), Köksal Koç
(Gaziemir), Hasan Berrak (Güzelbahçe), Cihan Demir (Karabağlar), Ogün Dönmez
(Karaburun), Lütfi Kılıç (Karşıyaka), Rıza Dönmez (Kınık), Saliha Şengül
(Kiraz), Adil Özyiğit (Konak), Ahmet İncesu (Menemen), Umut Göl (Narlıdere),
Mehmet Yılmazer (Ödemiş), Levent Görür (Selçuk), Hasan Çağlı (Tire), Yurdağdoğ
Mutlu (Torbalı), Hasan Hüseyin Akgül (Urla)."
Balçova, Çeşme, Kemalpaşa, Menderes ve Seferihisar
adaylarının ise önümüzdeki günlerde açıklanacağı bildirildi.
Notlar
Toplantının yapıldığı salon girişinde sloganlarla
karşılanan Bahçeli ile partililerin fotoğraf çektirmeye çalıştıkları görüldü.
Halk oyunları ekibinin gösteri sunduğu toplantıya MHP
genel başkan yardımcıları, MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, milletvekilleri,
çevre illerden MHP'li belediye başkanları ile 1994 yılında DYP'den İzmir
Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Burhan Özfatura da katıldı.
MHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Taşer,
Özfatura'nın başkanlığı döneminde belediyede çeşitli görevlerde bulunmuştu.
Bahçeli, program sonunda adaylarla hatıra fotoğrafı
çektirdi. Adayların birçoğu Bahçeli'nin elini öptü.