GÜZEL YORUMLAR YETTİ

“VEDA” DİZİSİNDEKİ BEHİCE ROLÜYLE TANINAN JALE ARIKAN, “ZERRE” FİLMİNDEKİ ROLÜYLE BU YILKİ ALTIN PORTAKAL’DA EN İYİ KADIN OYUNCU ÖDÜLÜNE ADAY GÖSTERİLDİ.

Televizyon izleyicisinin “Veda” dizisindeki Behice rolüyle tanıdığı Jale Arıkan, “Zerre” filmindeki rolüyle bu yılki Altın Portakal’da en iyi kadın oyuncu ödülüne aday gösterildi.

Televizyon izleyicisinin “Veda” dizisindeki Behice rolüyle tanıdığı Jale Arıkan, “Zerre” filmindeki rolüyle bu yılki Altın Portakal’da en iyi kadın oyuncu ödülüne aday gösterildi. Favorilerden biri olmasına rağmen ödülü kazanamadı ama festivalde aldığı güzel yorumlar ona yetti: “Tören sonrasında çok güzel yorumlar geldi. Filmimizin festivalden dört güzel ödülle ayrılması da mutluluk vericiydi.”

 

Jale Hanım, Erdem Tepegöz’ün ilk filmi “Zerre”de başrol oynadınız. Uzun zamandır Almanya’daydınız, nasıl buldular sizi?

 

- Bunu ben de merak ediyordum, sordum, “Bulduk işte” dediler. Ama bildiğim, Zeynep karakteri için ekipteki herkesin benim adımda karar kıldığı.

 

Türkiye’de daha önce de çeşitli çalışmalarınız olmuştu ama en dikkat çekici rolünüz “Zenne” filmindekiydi sanırım...

 

- Evet... “Zenne”den sonra Almanya’ya dönüp dokuz ay kadar oradaki çalışmalarıma devam ettim. Ardından “Zerre” filmi için teklif geldi.

 

Türkiye’de çalışmaya mı ağırlık vermek istediniz, onun için mi döndünüz?

- Öyle bir niyetim vardı. Bir müddet İstanbul’da yaşamak ve çalışmak istiyordum.

 

Peki “Zerre”nin Erdem Bey’in ilk filmi olması, size tedirginlik yaşattı mı?

- Senaryoyu okuduğumda “Bundan iyi bir film de çıkabilir kötü bir film de” dedim ama Zeynep karakterini çok sevdim.

 

ZORLUK YAŞAYANIN OTURUP AĞLAMAYA VAKTİ YOKTUR

Zeynep, filmi baştan sona götüren karakter. Role hazırlanırken çıkış noktanız neydi?

- Rolün bu denli büyük olduğu işlerde senaryoyu tekrar tekrar okur, bünyeme geçiririm. Biraz meditasyon gibi.

 

Zeynep’in engelli bir kızı var, İstanbul-Tarlabaşı’ndaki köhne bir evde yaşlı annesiyle birlikte kalıyor. Ama acınacak değil, güçlü bir kadın portresi çiziyor...

- Zorluklar yaşayanlar, kendilerine acımaya ya da oturup ağlamaya vakitleri olmadığını görür. “Keşke böyle olmasaydı” demeye vakit yoktur. Zeynep’in de kendini düşünmeye vakti yok. Eve yemek götürmesi lazım, çocuğu var... Esasında hayatın akışı içerisinde her şeyi kontrol etmeyi bırakırsak hayat akıyor. Tabii insanın bunu her an her şekilde yapma şansı yok ama Zeynep yapıyor, o yüzden de acındırmıyor.

 

Zeynep’in bir planı var ama; belediyede çalışmak...

- Arkadaşı akıl vermese, o da aklına gelmez aslında. Sadece iş bulma, para kazanma derdinde.

 

49. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi kadın oyuncu ödülünün en güçlü adaylarından biriydiniz. Sonucu nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Ödülü kazanamadım ama tören sonrasında çok güzel yorumlar aldım. Filmimizin festivalden dört güzel ödülle ayrılması da mutluluk vericiydi, bu nedenle çok mutluyum.   

 

ÇOK SİNİRLENİNCE FAHRİYE’YE ALMANCA BİR-İKİ CÜMLE SÖYLÜYORUM  

“Veda” dizisinde de Behice karakterini canlandırıyorsunuz. Ayşe Kulin’in romanını okumuş muydunuz?

- Evet, okumuştum. İki senedir Ayşe Kulin’in romanlarını okuyorum. Çünkü İstanbul’un kültürünü, yaşam tarzını rahatça öğreniyorum. “Veda”dan önce “Firuze”yi de okumuştum.

 

Dizide Ayşe Kulin’in büyük anneannesisiniz...

- Evet, hatta ilk bölümün gösteriminde Ayşe Kulin karakteri çok beğendiğini söyledi.

 

“Veda”da başrol oynayan Fahriye Evcen de sizin gibi Almanya’dan geldi, biliyorsunuz. Setteyken aranızda Almanca konuştuğunuz oluyor mu?

- Benim dilim bozulmasın diye mümkün olduğunca Almanca konuşmamaya çalışıyoruz ama çok sinirlenirsem bir-iki cümle söylüyorum Fahriye’ye, sinirim geçiyor. (Gülüyor)

 

ALMANYA’DA FARKLI OLDUĞUMU BANA HİÇ FARK ETTİRMEDİLER

Siz 6 yaşındayken aileniz Almanya’ya gitmiş. Berlin’de okurken ve oyunculuk yaparken sıkıntılarınız oldu mu?

- Çok şanslıydım ki farklı olduğumu bana hiç fark ettirmediler. 70’lerin ortalarında okurken öğretmenlerim hippi gibiydi.

 

İlk kez yurtdışında sıkıntı çekmeyen biriyle tanışıyorum.

- Annemle babam İstanbulluydu. Babam mimar olmak istediği için Berlin’e göç ettik. Berlin’de göçmen bir aileydik ama hiç sıkıntı çekmedik. Sonra sonra Almanya’ya işçi olarak gelen ailelerin sorunlarını televizyonlardan, gazetelerden öğrendim.

 

Siz şanslı azınlıktansınız yani...

- Bir anlamda. Hatta oyunculuk zamanlarımda Alman tipi olmadığım için göçmen aile kızı rolleri gelirdi. Bazen senaryo beğenmez, teklifi kabul etmezdim.

 

TATORT’TA GAZETECİYİ OYNADIM

Almanya’da “Tatort” serisinde de rol aldınız. O dizide birçok Türk oyuncu var değil mi?

- Evet, “Tatort”ta bir gazeteciyi oynamıştım. Ama Almanya’dayken Türklükle alakası olmayan rollerim de oldu. “Zenne”den sonra Alman mı Hollandalı mı bilmediğim bir avukatı oynadım mesela, karakterin adı Marlesee Eckermann’dı.

YORUM YAP
YORUMLAR