Deniz Akkaya: Spor sayesinde 20’lerimden çok daha güzel ve sağlıklıyım
Deniz Akkaya “Ünlü” isimler arasında sağlıklı beslenmeyi ve spor yapmayı hayatına en iyi adapte eden isimlerden...
“Ünlü” isimler arasında sağlıklı beslenmeyi ve spor yapmayı hayatına en iyi adapte eden isimlerdensin. Hep böyle miydi?
Öncelikle öyle düşündüğün için teşekkür ederim. 5 yaşından beri önce yüzme sonra voleybol oynadım. Belimde disk kaydıktan sonra çok aktif bir gym hayatım oldu. Squash oynadım, kick boks yaptım. Yoga ile de ilgilendim. Belli bir süre sonra hayat kalitemi yükseltecek sporlara yöneldim. Spor ve sağlıklı beslenme konusunda okuyup araştırıyorum. Kendimi güncelliyorum.

Haftada kaç gün spor yapıyorsun?
Spor hayatımın çok ortasında. Ben tek boyutlu bir insan gibi yaşamıyorum. Bizde ne yazık ki öyledir. Anne olursun kadınlığından vazgeçersin ya da iş hayatından vazgeçmemek için anneliğe geç kalan kadınlar vardır. Sanki biri olursan öteki olamazsın, birini seçersen diğerinden elini ayağını çekmen gerekir gibi bir algı var. Ben hayatı her boyutuyla yaşıyorum. Spor benim bu aktif hayatımda bir taşıyıcı kolon gibi. Beni ayakta tutan en önemli unsurlardan biri. Dün Japonların Kadim Beslenme sırrı diye bir kitap okuyordum. Kapağında 65 yşında olan 30 gösteren bir doktor var.
Deniz Akkaya
Diyor ki sizin dış görüntünüz ne kadar sağlıklı yaşadığınızın bir tablosudur. Çok haklı. Sosyal medyada 2000 senesinde çekilmiş bir fotomu paylaştım. Şimdi hem yüz hem fizik olarak daha iyi gözüküyorum mesela. Demek ki mümkünmüş. Zaman geriye sarılabiliyormuş. Çünkü sporun etkisi çok büyük. Kızımın doğumundan sonra zor bir dönem geçiriyordum. Psikoloğum ya antidepresan kullanacaksın ya da vücudunu, kendini sağlam tutmak için başka bir yol bulacaksın demişti. O dönem sanırım sporu hayatımın temeline yerleştirdim. Ben hiç antidepresan kullanmadım Pelin. Düzenli spor yapan birinin ne estetikçiye, ne psikologa ne de ilaca ihtiyaç duyacağını düşünmüyorum.
Serdar Aktolga ile çalışıyorsun sanırım. nasıl kesişti yollarınız?
Vücut geliştirme konusunda Serdar Aktolga bu ülkedeki en büyük isim. İşin üniversitesi gibi. Ben 2 senedir başka bir hocayla yoluma devam ediyordum ama bir noktaya geliyorsun ki kendini tekrara başlıyorsun. Daha yeni bilgiye, deneyimle kazanılmış bilgiye ihtiyacın oluyor. Serdar Hoca ile uyku düzenimden, beslenmeme, yaşam biçimime kadar birlikte düzenliyoruz.
Protein ağırlıklı besleniyorsun. Uyguladığın bir program var mı?
Değişik bir program uyguluyoruz. Yağ oranımı düşürüp kas oranımı yükseltmek amacındayız. Ciddi karbonhidrat alımı yapıyorum şu an. Zaman zaman şoklama yapıyoruz. Tamamen karbonidratı kesip, bazen suyu kesip bazen proteini kesip bedeni şokluyoruz..Yani sadece protein ağırlıklı diyemeyiz.
Kaçamak yapıyor musun? Ayse ile instagram paylaşımlarında onun tatlı senin salata yediğine çok şahit oluyorum.. zorlanıyor musun?
Şeker konusunda hatta beslenme konusunda birçok PT den daha çok bilgim var. Mütevazi olamayacağım bu konuda. Çünkü sürekli araştırıyorum. Şeker ilk icat olduğunda kokain gibi burundan çekiliyormuş. Bunu şekerin ne kadar tehlikeli olduğunu anlatabilmek için örnek veriyorum. Bir belgeselde izledim. Şeker inanılmaz zararlı. Ama kapitalist sistemde satılan ürünler, reklamlar çocukları ne yazık ki şekere yönlendiriyor. Ayşe ile evde asla şeker tüketmiyoruz. Köy ekmeği dışında ekmek de girmiyor evimize. Dışarıda yediğimiz yemekler kaçamak zamanlarımız. Ben olabildiğince az geçiştiriyorum.
Ağırlık kaldıran kadına önyargı var memlekette. “Fazla kaslandın” gibi eleştirilere cevap veriyor musun?
Vallahi bunlar sosyal medyadan, instagramdan hayatında sadece söylenen, sadece çenesini çalıştıran zihnini çalıştırmayan insanların yorumları. Bir kere şunu söyleyelim: Kas yapmak çok zor. Bir kadının kas kütlesini artırması çok ama çok zor! Bizler hormonsal açıdan erkeklere göre dezavantajlıyız.
Spora salonuna girer girmez “Hocam ben kaslanmak istemiyorum” diyen kadınlara bu yüzden çok gülüyorum .
Kaslı, güçlü kadınları görünce de ardında yatan adanmışlığı, emeği bildiğimden saygı duyuyorum. Ben zoru severim. Obsesif Kompülsif bozukluk diye bir rahatsızlık var psikolojide. Ben hasta değilim ama mizaç olarak öyleyim. Yani benim için karar verdikten sonra durmak yok. Bir şeye kendimi adadıysam başarana kadar ilerlerim. Spor hayatımda da öyle. Yani “haydi şekerim salonda biraz yürüyüş bandına binelim sonra çıkışta birer kadeh şarap içeriz ne olursa yaktık” cinsinden değil benim olaya bakış açım. Yapıyorsam layıkıyla yapmak istiyorum. Kendimi profesyonel gibi adıyorum. Kadınlar zor kas yapar evet ama zor kelimesi benim hayatım boyunca en motive eden şeydi. Özel hayatımda da iş hayatımda da ne “zor” ise onu başarmayı hedefledim.
Yaş senin için ne anlama geliyor? 40’dan sonra kadınlar bir bocalama yaşıyor.. sende durum nedir?
Yaş benim için çok değerli unsur. Özellikle 40’dan sonrası. Çünkü insanlar o noktadan sonra genellikle hayatlarında, hayallerinde,duruşlarında, psikolojilerinde hızlıca bir düşme yaşıyor.
Benim tam tersi. Bu da doğal olarak ilgi çekiyor. Kendimi 40’ımda çok daha güzel hissediyorum, etrafımdan da öyle hissettiriliyorum. Ama aksini de anlıyorum. Özellikle kapitalist sistemde, bu görselliğin çok önplanda olduğu sistemde bir kadının eskisi kadar beğenilmemesi, aynada eski kendini göreremesi çok zor bir durum, dönemeç. Her defasında her sözüyle ne kadar vizyoner, ne kadar ileri görüşlü olduğunu yeniden anladığımız Atatürk’ün de söylediği gibi sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Allah bize öyle bir beden bahşetmiş ki. Hiçbir şey için geç değil. Sadece karar vermek, doğru bilgiye ulaşmak içim çaba sarf etmek ve sabretmek gerekiyor.( Röportaj Pelin Çini)

(En ilginç magazin haberlerini anında öğrenmek için instagram'daki @bilalozcannofficial ve @bilalozcancom hesaplarımızı da takip edebilirsiniz)