Çağatay Ulusoy nasıl şöhret olduğunu anlattı...
Dizilerin yakışıklı oyuncusu Çağatay Ulusoy şöhret yolculuğunun hikayesini anlattı.

Adını Feriha Koydum dizisiyle tanınan ve şu sıralar Netflix’in ilk Türk dizisinde, kendisinin başrolde olduğu ‘The Protector/ Hakan: Muhafız’, haftaya çarşamba günü başlıyor. Tüm dünyada aynı anda izleyiciyle buluşacak, Ulusoy geçmişte şöhret yolculuğunu ve getirdiği zorlukları anlattı.
İşte o röportaj:
Oyunculuk başta hiç aklımda yoktu. Yedi sene lisanslı basketbol oynadım, ileride kendi mesleğimi yapmak ya da basketbol antrenörü olmak istiyordum.
Arkadaşlarım teşvik etti Best Model'a katılmam için. 2 bin kişi başvurmuştu galiba. Oradan ilk 100'e kaldım, sonra ilk 40'a, sonra da görsel elemesiyle ilk 20'ye... O 20'yi de yarıştırdılar işte. Hiç beklemediğim bir birincilik geldi.
Belki dördüncü, beşinci falan olurum diyordum. Çünkü kıdemli olanlar var, ilk sene dereceye giremeyip ikinci sene çalışıp gelenler var, profesyonel olanlar var.
Benim ne portfolyom var, ne defile tecrübem var. Promosyon ödülleri verilirken, en güzel gülen, en güzel duran falan, baktım ki aralarında yokum, tamam dedim, seneye kaldık...
Birinci olarak ismimi okuduklarında, yanımdakiler beni uyandırdı. Görüntülerde var, dürtüyorlar beni resmen. Ben dalmış gitmişim orada, bir sonraki yılı düşünüyorum, seneye daha çok çalışırım, eğitim alırım falan... Çok garipti, ağlayamadım bile.
Ertesi gün gazetede haberi görene kadar inanamadım. Aynı gece bir de dizi teklifi gelince, çok acayip oldu. Her şey çok çabuk gelişti.
Setteki ilk günü dün gibi hatırlıyorum. Yepyeni bir hayatın başlangıcı olduğu için hem çok heyecanlı hem de çok çekingendim.Kendimi çok yabancı hissediyordum. Bir de yarışmadan çıktığım için ön yargı olabilir mi diye düşünüyordum.Etrafı izliyordum sürekli.
O günden itibaren, sahnemin olmadığı
günler de dahil, her gün setteydim
Üç sene oldu, açıları falan aldım artık, tekniği kaptım diyebiliyorum biraz ama oyuncu oldum tabii ki diyemem, hiçbir zaaman da olamayacağım herhalde
Hepimiz kendi hayatımızdan sorumluyuz aslında. Oyunculara topluma örnek olmalı gibi bir misyon yüklemek, biraz haksızlık gibi geliyor bana. Bir oyuncuyu beğeniyorsanız, onun yer aldığı işleri takip eder, o işler üzerinden eleştriler yaparsınız. Benim hayattaki duruşum, yaşamım, özel hayatım yalnızca bana aittir. Ben kendimden sorumluyum.
Daha kimse tanımıyordu...
Adını Feriha Koydum'dan çok iyi bir arkadaşım Yusuf'la -ki hakkını ödeyemem, bana çok yardımcı olmuştur- bir gün Taksim'e çıkmıştık. Diziyi çekiyorduk ama yayına girmemişti. Beyoğlu'ndaki bir grup sokak müzisyeninin yanına oturup dinlemeye başladık. Daha kimse tanımıyor beni, yarışmadan dolayı bir-iki gazetede fotoğrafım çıkmış sadece. Yusuf 'bugünlerin kıymetini bil, çok yakında bu kadar rahat edemeyeceksin' demişti.
Gerçekten de bir sonraki çıkışımız aynı değildi. Bir daha da hiç olmadı.
Ama hiç rahatsız edici bir şey yaşamadım bugüne kadar. Güzel bir duygu seni tanımayan insanlardan böyle sevgi, ilgi görmek.
(En ilginç magazin haberlerini anında öğrenmek için instagram'daki @bilalozcannofficial ve @bilalozcancom hesaplarımızı da takip edebilirsiniz)
