Zeki Müren’in vefat ettiği o gece evindeydim
Bugün, Türk Müziği'nin gelmiş geçmiş en güzel sesi sevgili Zeki Müren'in 29'uncu ölüm yıldönümü. Beraber pek çok anımız vardı...
2019 yılında çektiğim bir video...
Bilal Özcan yazıyor
29 yıl önceydi…
24 Eylül 1996 Salı günü…
Akşam saat 20.30 civarı,
Star TV binasında, odamda iki gün sonraki program için çalışıyorum.
Televizyonların ana haber bültenleri yeni bitmiş,
Karşımdaki ekranda Kanal D açık,
Birden bire, “Sanat Güneşi Zeki Müren İzmir’de hayatını kaybetti” diye bir alt yazı geçmeyle başladı,
Şok oldum,
Bu neydi şimdi,
Her gün telefonla konuştuğum dostum, arkadaşım Zeki Müren ölmüş olamazdı…
O gün yoğunluktan arayamamıştım,
O da beni aramamıştı,
Ama aklımdaydı,
Eve gitmeden arayıp hatırını soracaktım.
……………
Altyazıyı görünce hemen Bodrum’daki ev telefonunu çevirdim,
Hüseyin bey açtı,
-“Hüseyin bey, Zeki Müren vefat etmiş haberin var mı? İzmir’e niye gitti, kim götürdü?”
……….
Hüseyin bey, karısı Fatma hanımla birlikte Zeki Müren’in Bodrum’daki evinde, işlerini yapan yardımcısıydı…
Karı koca çok iyi insanlardı.
Paşa, Bodrum’da inzivaya çekildiği son 5–6 yıldır onun her türlü işine koşarlardı.
Zeki Müren, Hüseyin beyi de Fatma hanımı da çok severdi…
Onlara şakalar da yapar güldürürdü de.
Zeki Müren aslında çok nüktedan bir insandı.
…………
Hüseyin bey benden aldığı vefat haberiyle şok oldu.
-“Ne diyorsun Bilal bey?”
-“Vallahi, şimdi Kanal D alt yazı geçiyor, aç televizyonu görürsün…”
-Nasıl olmuş, neden ölmüş?
-Bilmiyorum, ben de sana soruyorum, İzmir’e niye gitti, kiminle gitti?

Hüseyin bey şaşkınlık içinde karısına seslendi:
“Fatma koş, Zeki beyi kaybetmişiz. Bilal bey söylüyor”
Fatma hanım aldı telefonu,
-“Ne diyorsun Bilal bey, yalandır o haber. Nerede olmuş, ne olmuş Zeki Beye? Sapasağlamdı evden çıkarken”
-“Koca televizyon böyle bir haberi araştırmadan vermez, İzmir’de ne vardı?”
……….
Hüseyin bey tekrar aldı telefonu,
-“TRT yapımcılarıyla görüşürdü uzun zamandır.
Bu sabah TRT’den görevliler, Muazzez Ersoy’un minibüsüyle geldiler.
Ajda Pekkan da vardı yanlarında. Zeki beye bu akşam, İzmir TRT stüdyolarında ilk şarkı söylediği, TRT’deki radyo mikrofonunu armağan edeceklermiş canlı yayında.
Günlerdir buna hazırlanıyordu.
Kimselere söylemedi, sürpriz olsun istiyordu. Çok heyecanlıydı.”
Evet bana da bahsetmedi hiç…
Dedim ya Bilal bey, bir biz biliyorduk, herkesten gizledi…
Rahmetli sürpriz yapmayı çok severdi, bana da Temmuz’da, doğum günümde hayat boyu unutamayacağım bir sürpriz yapmamış mıydı?
O olay geldi aklıma…
…….
Hüseyin bey Zeki beyin sağlığı nasıldı son zamanlarda?
Hep aynıydı Bilal bey.
-İlaçlarını içiyor muydu?
-Tabii ya… Aksatmazdı hiç…
Bu sabah evden çıkarken de sizi söyledi…
-Ne dedi?
-Tam minibüse binecekken durdu, geri döndü, “Bana, Bilal Özcan’ın Romanya’dan getirdiği Ana Aslan kremini getirin” dedi. Bir koşu girdim eve, aldım verdim kendisine.
...........
Profesör Dr. Ana Aslan Romanyalı çok ünlü bir tıp ve biyoloji uzmanıydı…
Yaşlanmayı geciktirici bir çok araştırmaya imza atmış, dünyaca tanınmış bir bilim kadınıydı.
Bir Bükreş seyahatinden dönerken Ana Aslan’ın geliştirdiği dünyaca meşhur ‘Gençlik Kremi’ni hediye olarak getirmiştim Zeki Müren’e…
Son derece memnun olmuştu.
………
Hüseyin beyle konuşurken, yardımcım Esra, ajansların ilk haberlerini getiriyor, önüme koyuyordu…
Haberlerde henüz ayrıntı olmasa da Zeki Müren’in hayatını kaybettiği doğruydu.
O anda hemen Bodrum’a, onların yanına gitmeye karar verdim.
“Şimdi yanınıza geliyorum” dedim, Hüseyin beye…
“Sakın, eve hiç kimseyi sokmayın, beni bekleyin.
Sanırım bu gece yarısını biraz geçe yanınızda olurum.
Şimdi uçağa gidiyorum."
Hemen asistanım Esra’ya, kameramanım ve benim için ilk İzmir uçağına bilet almasını söyledim…
O yıllarda Milas Bodrum Havalimanı henüz daha inşaat halindeydi.
Mevcut, askeri Imsık Havalimanı ise pist ışıklandırması olmadığı için gece uçuşlarına kapalıydı.
………
İlk İzmir uçağı saat 10.00’daydı ve kameramanımla birlikte yetişmiştik…
Ancak, uçakta bizi bir sürpriz bekliyordu…
(YARIN: Bodrum’daki evin önünde insanlar birikmiş, ağlıyordu)